AYNADAKI BENI BULMAK...

16/1/2008 -Kategori: YAZILAR



Aynadaki tanımadığın yüz???

Hayat, kum saatindeki kumların azaldığı gibi akıp gidiyor. Bugüne kadar neler yaptık, neleri yapamadık? Kazandıklarımızın ve kaybettiklerimizin farkında mıyız? Elimizdekileri tutmak, yani başımızda duranı görmek yerine, kaçırdıklarımızın peşinden mi koşuyoruz?

Gerçek dostlarımızı tesbit edebildik mi yoksa hala daha çevremizdeki insanları tam manasıyla tanımıyor muyuz? Dizi film karakterlerini iyi tanıdığımız, onların karakter tahillerini yaptığımız şu asırda: „Sen kimsin?“ dediklerinde, vereceğimiz cevap hazır mı? kendimizle barışık mıyız?

„Yüzde yüz güvenebileceğin dostun“ varmı?

„Zekanın hangi yönlerinin kuvvetli olduğunu biliyor musun? Sanat mı, edebiyat mı, sayısal mı…?

Yakın saydığın çevren hangi insanlarla çevrili olduğunu biliyor musun?

Veya hut kendi ismini sesli olarak tekrarladığın zaman isim sana yabancı mi geliyor veya çok mutlu mu oluyorsun yoksa hiç umursamıyor musun?

Hayata dair hedef ve amaçlarını belirledin mi?

Her gece yastığa başını koyduğunda, gün içinde ki hata – sevap cetvelini çıkarıyor musun?

„Dün“e bakarak mı, „yarın“a bakarak mı yoksa „hem dün hem yarına“ bakarak mı hareket ediyorsun?

Sevdiğimiz insanların kıymetini biliyor ve onlara gereken ilgiyi gösteriyoruz. Acaba kendimize aynı zamanı ayırıyor ve gerekli ilgiyi gösterebiliyor muyuz? Derin bir nefes alın ve kendinizi hissedin. Kendinizi doya doya yaşayın…

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

...???...

30/12/2007 -Kategori: YAZILAR

 

 

INSAN eğerki 10 € yu sadaka verecek olsa bu miktarı çok bulur ama 10 € ile mağazada birşey bulamaz...

insan 10 dk zikir edecek olsa bu zamanı çok bulur ama bir film veya maç olsa bir bucuk saatlik zaman onun için hemen geçiverir...

bir futbol maçının uzaması insanın hoşuna gider ama Cuma namazında hutbenin bir kaç dk uzaması hiç de hoşuna gitmez...

insan duyduğu dedikoduya hemen inanır kabullenir ama kesin doğru olduğunu bildiği birşeyi inat ederek kabullenmez...

modayi her an takip eder ama Peygamber (s.a.v.) in sünnetini moda gibi bilmez veya bilsede uygulamaz...

insan camiide 1 saat ibadet ederek vakit geçirecek olsa onun için zaman geçmek bilmez ama bilgisayar başindayken onun icin zaman çabuk geçer...

insan namaz kılarken, ibadet esnasında dünyevi konularışünmeyi sever ama normalde islamiyeti düşünmekten kaçınır...

insana bir surenin anlamını okumak zor gelir ama bir romanı okumak onun için kolaydir...

insan konserde ilk sıralarda olmak icin çaba sarfeder ama camiide ilk sıralarda olmak icin çaba sarfetmez. Aksine namazın sonunda hemen çıkıp gideyim diye son sıralarda olmak ister...

bir ayet ya da hadis ezberleme insanın zoruna gider ama müzik listesi top 10 da olan şarkıların hepsini ezbere bilir...

insan ajandasına islami toplantı için zaman bulamaz ama dünyalık işler için çok zaman bulur...

insan islami konuları dinlemeyi ve anlatmayı zor bulur ama dedikoduları dinlemeyi ve anlatmayı çok sever...

insan CENNET'E girmeyi çok ister ama hic birşey yapmadan...

sizce de ilginç, değilmi???

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Zaman...

30/12/2007 -Kategori: YAZILAR

 

                                               


Öyle bir banka düşleyin ki, her sabah hesabınıza 86.400 dolar yatırıyor, hiç kuşkusuz.

Ve tek bir şartla. Her akşam harcamayı başaramayıp hesapta bıraktığnız para, bir kalemde sorgusuz sualsiz siliniyor. Ertesi güne hesabından bir kuruş aktarılmıyor. Ne yaparsınız?

Gün boyunca kuruşuna kadar çeker, kullanırsınız tabi. Hepinizin böyle bir bankası var aslında. Adı mı?

ZAMAN...

Her sabah hesabınıza 86.400 saniye yatırır. Her akşam iyi bir amaca yöneltmediğiniz harcamalarınızı kayıp hanenize yazar. Kalanı hesabınıza eklemez. Fazlası olmaz. Hergün yeni bir hesap açar. Her gece kullanılmayanı yakar. Kayıp sadece size aittir. Geriye dönüşü yoktur. Yarına mahsuben iş yapılmaz. Yani sadece şimdi vardır ve yalnızca bu günün hesabını kullanabilirsiniz. Yatırımlarını sağlık, başarı ve mutluluk gibi alanlarda azami karı sağayacak şekilde planlayın.

Saat hic ödün vermez, günü kullanın.

Bir yılın değerini anlamak mi istiyorsunuz? Sınıfta kalmış bir öğrenciye sorun.

Bir ayın kıymetini erken doğum yapan prematüre bir bebek annesinden öğrenin.

Bir haftanın kıymetini size en iyi, bir haftalık derginin genel yayın müdürü anlatır.

Bir günün değerini anlamak istiyorsanız, çoluğu, çocuğu aclıktan kıvranan ücretliye sorun.

Bir saatin kıymetini ölçmek istiyorsaniz, buluşmayı bekleyen iki aşığa danışın.

Bir dakikanın önemini, o dakika yüzünden treni kaçırandan başka daha iyi kim bilebilir?

Bir saniyenin kıymetini, an farkıyla kazadan kurtulana sorun.

Sahip olduğunuz her anı değerlendirin. Eğer o anı özel biriyle paylaşıyorsanız ya da o zamanınızı paylaşacağınız kadar özel ise daha fazla değerlendirin.

Ve hiç aklınızdan çıkarmayın:

Zaman beklemez kimseyi. Dün gömüldü tarihe.

Yarin?

  •  BUGÜNÜ DÜŞÜNÜRÜM...DÜN ÖLDÜ! YARIN VAR MI? GENÇLİĞE DE GÜVENMEM, ÖLEN HEP İHTİYAR MI?

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Gizemli Hazineler

Ağlarım, ağlatamam... Hissederim, söyleyemem...

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro